Bugüne kadar derslerine girdiğim tüm dil sınıflarından öğrencilerime hayata ve geleceğe dair yaptığım konuşmalarımda en çok kullandığım ifade sanırım budur… Peki nasıl olur bir dilcinin sıra dışılığı? İşte bu yazımda biraz bu konuya temas etmeye çalışacağım.

Bence ilk sıra dışı hamlenizi birçok insanın sayısal veya TM bölümlerinden birini tercih ettiği bir ülkede dil bölümünü seçerek yaptınız bile. Bundan dolayı sizi yürekten tebrik ediyorum. Fakat fazla havaya girmeyelim hemen 🙂 Daha yolun çok ama çok başlarındayız.

Dil bölümüne geçerek/başlayarak artık dilciler ailesinin bir üyesi haline gelmiş oldunuz. Bundan sonra atacağınız radikal adımlarla bu topluluğun içinde de farklılığıyla dikkat çeken sıra dışı bir figür olmaya çalışmalıyız. Ve dahası, bu; içten gelen, sıradanlıktan sıkılmış bir ruh halinin tekdüzeliğe, olağanlığa ve üretkenlikten uzaklaşmaya yaptığı bir başkaldırıdır. İtici gücü ise tüm bu duyguların içten gelmesidir.

Sakın yanlış anlaşılmasın arkadaşlar. Burada bahsedeceklerim ile kılık kıyafet tarzı bakımından sıra dışı olunmasını kastetmiyorum. Şekilciliğe ve insanları bununla ayrıştırmaya karşı birisi olduğumu beni yakından tanıyanlar çok iyi bilirler. Ülkemize ve insanlığa bireysel olarak daha farklı ne katabilirim ve mesleğimde ne tür orijinalliklere imza atabilirim çabasıdır bu…

İlk olarak lise yıllarında dil bölümünde okuyan bir öğrencinin birkaç örnekle neleri gerçekleştirebileceğini ele alalım.

  • (Lisede) Dil bölümünde geçirilen öğrencilik yılları boyunca bil dilci çalıştığı ve geleceğini şekillendirecek olan dili gerçekten sevmeli ve okuduğu her kitabı, makaleyi ve soruyu içten ve keyif alarak okumalı. Dil sınıfı öğrencilerinin iyi bir kısmının sadece sınav için İngilizce çalıştıklarını düşününce, aykırı davanarak “Acaba bugün hangi kelimeleri veya genel kültür bilgisini öğreneceğim?” diyebilenlerin sıradışı profiller çizdiklerini söyleyebilirim.
  • Yine sıra dışı bir dilci, çalıştığı her kelimenin en doğru telaffuzunu, aksan farklılığını ve anlamlarını istekli bir şekilde çalışır. Öğrendiği her yeni kelimeyle büyük bir yapbozun parçalarını tamamlamakta olduğunu düşünür.
  • Sıra dışı bir dilci, sadece kaynaklarıyla yetinmeyip YDS gibi akademik sınavlara da girerek en zor akademik sınavla da kendisini sınar. Sınav sonrası ise hatalarını tek tek inceler ve neden/nasıl sorularıyla kendisini sorgular.
  • Sıra dışı bir dilci, anahtarlığını kitap sitelerinde rahatlıkla bulunabilen YDS Kelime Kartları’ndan oluşturur. Böylelikle her gün birkaç yeni kelime elinin altında taşınmış olur.
  • Sıra dışı bir dilci, düzenli olarak yabancı diziler veya sinema filmleri izler; oradaki bilmediği sözcüklere önem verir ve aksanlarını titizlikle çalışır. Onlara yakın bir aksan için gayret eder. Bu yöntemi uygulayarak dinleme ve telaffuzunu daha üst noktalara taşır.
  • Sıra dışı bir dilci, kendisine göre farklı çalışma stratejileri ve teknikleri geliştirir. Ve elde ettiği neticeleri düzenli olarak yazar ve belli aralıklarla başarısına etkisini analiz eder.
  • Sıra dışı bir dilci, cep telefonunu tamamen sosyal medya için kullanmaz. Bunun dışında yüksek puan ve indirilme sayılarına ulaşmış YDS uygulamaları da kullarak cep telefonunu dahi hedeflerine ulaşmada bir köprü olarak kullanır.

Meslek hayatına başladığında da bu sıradışı profil çok daha büyük işlere imza atabilir ve atmalıdır da… Tercümanlık mesleğini yapacak olan bir kişi üzerinden buna dair birkaç örnek verebilirim mesela:

  • Tercümanlık yapan bir kişi mutlaka birkaç dil daha öğrenerek bu alanda yetkin hale gelmelidir. Ve kendisini sadece Türkiye ile sınırlı tutmak yerine uluslararası alanda çalışmaya gayret eder.
  • Tercümanlık yaparken kullandığı tüm dilleri de en temiz telaffuz ve akıcılık ile kullanmaya çalışır. Bir tercümanın sahip olabileceği tüm uluslararası sertifikaları toplayarak kariyerinde zirve yapmak ister.
  • Tercümanlarla alakalı tüm uluslararası seminer, toplantı ve panelleri yakından takip ederek iyi örnekleri yerinde inceleme ve görme şansı yakalar.
  • Bir süre sonra da kendi kurumunu kurarak sadece ülkemize değil tüm dünyaya tercüme hizmeti sunmaya çalışır.

Gelelim öğretmenlik veya akademisyenlik yapacak olan arkadaşlarımıza… Belki de içinde bulunduğum camia bu camia olduğu için bu noktada yazacaklarım daha detaylı olacaktır.

  • Sıra dışı bir öğretmen, Linkedin gibi profesyonellerin yer aldığı sanal platformlarda özel okulların ve gayretli meslektaşlarının ne tür çalışmalara imza attıklarını gözlemler ve kendi çalışmalarına bu doğrultuda yön verir. Daha iyisi için çabalar.
  • Sıra dışı bir öğretmen, mesainin biteceği saati değil dolu dolu geçirebileceği ve kendisinden daha fazla neleri katabileceğinin hesabını yapar.
  • Sıra dışı bir öğretmen, öğretmenler odasındaki kısır siyasi tartışma ve polemiklerden uzak durur. Boş yere zaman geçirmek yerine daha farklı ve yapılmamış neleri yapabilirim diye düşünür.
  • Sıra dışı bir öğretmen, ders anlatırken ses kaydının alınmasından dahi rahatsız olmaz. Çünkü gönülden icra ettiği mesleğinde herhangi bir yanlış yapmadığının rahatlığı içindedir.
  • Öğretmen forumlarını, portallarını İngilizce ve uluslararası olanlardan seçer ve orada aktif bir katılımcı olur.
  • İngilizce konuşamayan bir İngilizce Öğretmeni olmaz… İnanın bana bu oran düşündüğünüzden çok daha yüksek. Bu nedenle akıcı bir İngilizce konuşan iyi bir İngilizce Öğretmeni artık sıra dışı olarak kabul görmekte. İlginç hatta trajikomik ama maalesef gerçek…
  • Gönül rahatlığı içinde şu temennide bulunabilir ve “Amin!” diyebilir: “Allah her öğretmenin evladına kendi öğretmen anne veya babası gibi bir öğretmen nasip etsin…”
  • Avrupa Birliği Projeleri ile hem mesleki gelişimini sürdürür, hem öğrencilerinin ufkunu açar hem de farklı ülkeleri, eğitim modellemelerini inceleme fırsatı yakalar.
  • Mesleğinde yerinde duramaz. Sürekli yeniliğe açık ve bilgisayar yazılımları konusunda donanımlıdır.
  • Öğrencilik yıllarını, yaşadıklarını ve o yıllardaki ruh halini asla unutmaz. Bunlardan da çıkarımlar yaparak öğrencilerine önderlik eder.
  • Öğrencisinin her sabah onu gördüğünde gözlerinin içi parlar ve öğrencisine pozitif enerji verir.
  • Kendi eğitim sistemini ve hayallerini uygulamaya dökebileceği kendi markasını, okulunu veya dil kursunu kurmanın hayali ile çalışır. Gerçekleştiremese dahi önüne hedef koymaktan vazgeçmez.
  • Sistemde ve kaynaklarda gördüğü eksikliklere teslim olmaz. Aksine akıntıya karşı yüzmeye çalışır. Ve pes etmeden üretmeye devam eder. Kendi kitabını yazarak sistemi eleştirenlerin aksine çözüm yöntemleri geliştirir.
  • Öğrencilerine bir aile olarak yaklaşır.
  • Kendi alanı dışındaki birçok konuda da kendisini geliştirmek için çabalar.
  • Öğrencilerine İngilizceyi sadece tahtada anlatmaz. Gerektiğinde dilin konuşulduğu sanal video konferanslara veya turistlerin olduğu bölgelere öğrencilerini götürerek pratik fırsatları oluşturur.
  • Öğrenciyi ne olursa olsun aşağılamaz. Aksine sorunlu öğrenciyi dinler ve ona destek olabileceğini gösterir.
  • Ve son olarak tüm bunları yaptığı için kendisine “Ne gerek var bu kadar kendini yıpratmaya hocam?” diyenlere tebessüm ederek cevap verendir sıra dışı bir öğretmen…